Psikoterapiye başlama nedeni, öznellik barındırmaktadır. Bireylerin, kimi zaman spesifik bir sorun ve çeşitli semptomları nedeni ile başlama ihtiyacı bulunurken kimi zaman baş etmekte zorlanabildikleri birden çok durumun varlığı sebebiyle sürece başvuruları olabilmektedir. Elbette, psikoterapiye başlamak için belirli bir sorunun varlığının olması gerekmemektedir. Bireyler, kendilerini, yaşamlarını anlamlandırmak, ruhsal yapılarını dengelemek, olgunlaştırmak, kendi yapılarını incelemek ve farkındalıklarını arttırmak istediklerinde psikoterapiye başvurabilirler.
Psikologların, psikofarmakoloji hakkında teorik bilgileri bulunmaktadır ancak ilaç yazabilme yetkileri yoktur. Süreç içerisinde, ilaç tedavisi alınması gereken bir durumun tespiti halinde psikiyatrik değerlendirme için danışan, psikiyatriste yönlendirilmektedir. Bu kapsamda, psikoterapi süreciyle, psikiyatrist kontrolündeki ilaç tedavisi birlikte yürütülebilmektedir.
Ergen ve Yetişkin bireylerle psikoterapi sürecini gerçekleştirmekteyim.
Yetişkinlerle Sık Çalışılan Bazı Konular:
Ergenlerle Sık Çalışılan Bazı Konular:
Danışan ve terapistin, aynı oda içerisinde yer alması, konumun ve nesnelerin sabitliği terapi
süreci için faydalıdır. Bakıldığında yapılan araştırmalar, her iki şekilde de psikoterapi
verimliliğinin benzer sonuçlarını yansıttığını göstermektedir. Danışanın uygunluğu da
gözetilerek terapist ve danışanın birlikte yapılandırması gerekmektedir.
Psikoterapi sürecinize başlamadan önce nasıl bir hedef ve ihtiyaç doğrultusunda başlamak istediğiniz, kendinizi düşündüğünüzde nasıl bir süreç içerisinde yer almak istediğiniz önemlidir. Belirli semptoma dayalı olarak, semptomu ortadan kaldırmak ve sadece bunun üzerine çalışmak istiyorsanız bilişsel, davranışçı, şema yönelimli yaklaşımlar sizin için uygun olabilir.
Yaşamınızdaki sorunlara dair, daha derinlemesine çalışmak, kişilik yapınızı incelemek , bunun üzerine eğilmek, temel soruna yönelik çalışmak ve bu şekilde sorunu ortadan kaldırmak istiyorsanız psikodinamik ya da psikanalitik yönelimli yaklaşımlar sizin için daha uygun olabilir. Psikoterapi sürecine ait yukarıda belirtilen ekoller haricinde de birçok ekol ve yaklaşım bulunmaktadır. Bu kapsamda yapılan araştırmalara bakıldığında hangi ekol olursa olsun iyileşme sürecinde büyük rol oynayan değişkenlerden birinin terapist ve danışan arasında
kurulan terapötik bağ olduğu görülmektedir.
Terapi süreci, başlangıçtan sonuna kadar öznellik barındırmaktadır. Bu nedenle terapinin sonlanışı da kişinin sürecine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Psikodinamik, Psikanalitik ya da Varoluşçu yönelimler deneyimlerle, kişilik yapısı ile derin çalışmayı gerektirdiği için daha uzun soluklu ilerletilen bir süreci kapsamaktadır. Semptom bazlı çalışan ekollerde ise, semptomun derecesi ve işlevsellik düzeyine göre bir iyileşme sağlandığında terapi süreci sonlanmaktadır. Bireysel terapiler haftada bir ya da iki olarak gerçekleşmektedir. Çift ve Aile terapisi süreçlerinde farklı planlamalar yapılabilmektedir. Terapi çerçevesi ile ilgili tüm detaylar ilk görüşme süreci içerisinde verilmektedir.
Psikoterapide, terapistiniz tarafından kararlarınız, seçimleriniz vb. durumlarda
yönlendirilmeniz gibi bir süreç bulunmamaktadır. Terapist, bireyin sınırsız öznellik barındıran bakış açısını, hayat ile sorunlarla baş edebilme kapasitesini “yok” olarak görmez ve bireyi kendi yaşamı üzerinde etken bir yapı olarak ele alır.
Bu beklenti, içerisinde olunması anormal değildir, sadece bu beklentinin karşılanmayacağı bilincinde olarak terapi ilişkisinin, sosyal hayatımızdaki tüm ilişki türlerinden farklı bir yapısı olduğunu görebilmek, kendine dair yol almak anlamlı ve gerçekçidir.
Terapi süreci, danışan ve terapistin birlikte başladığı ve birlikte yol aldığı bir süreçtir. Bu sebeple, sürecin sonlandırılması da birlikte değerlendirilir ve sonlandırılma planı yapılandırılır. Belirlenen süreç ile vedalaşmaya, ayrılığa dair çalışılmış olur.
Bizimle İletişime Geçin !